Banvit BK Başantrenörü Ahmet Gürgen : ‘‘Kariyerimin Başından Beri Banvit Koçu Olmak İstiyordum.’’
Banvit BK Başantrenörü Ahmet Gürgen : ‘‘Kariyerimin Başından Beri Banvit Koçu Olmak İstiyordum.’’

Banvit’in yeni koçu Ahmet Gürgen, yeni sezon öncesi Eurohoops’ta Utkan Şahin ve Semih Tuna'ya konuştu.

Banvit, doğru ve güvenilir organizasyonu sadece oyuncuları için oluşturmuyor. Oyunun bir diğer ana parçası koçlarına da aynı ortamı sunuyor.

Avrupa’nın başarılı koçları; Orhun Ene, Dimitris Itoudis ve Saso Filipovski için Banvit, kariyerlerinin yukarıya doğru ivmelendiği yer. Üç koç da burada bir iz bıraktı ve Banvit’in doğru bir yapı kurmasına yardımcı oldu. Şimdi kulübün kurulmasından beri organizasyonda yer alan Ahmet Gürgen’de sıra.

Bu yaz Filipovski ayrılınca Banvit, cesur bir karar alarak Ahmet Gürgen’i takımın başına getirdi. Koç Gürgen, diğerlerinden farkı ise onun hep burada olmasıydı. O Banvit’in meşhur altyapısının kurulmasında en önemli rolü oynayan isimlerden biriydi. Kulübün altyapı merkezi Bandırma Kırmızı’yı da çalıştırdı. Banvit yönetimi de genç oyunculara bu kadar önem verirken onları buraya getiren ismi başlarına koymanın en doğrusu olduğuna karar verdi. Koç Gürgen de ilk basın toplantısında söyledikleriyle bunun genç oyuncular için doğru bir karar olduğunu gösterdi.

“Önümüzdeki sezon 200 dakika oyuncu süresinden 100 dakikasını genç oyuncularımıza vermeyi düşünüyoruz. Onlar için bu hayalleri kurduk. Genç oyuncularımızın hepsi bu kapasiteye sahip oyuncular. Bu sezon en büyük hedeflerimden biri bu.’’

Koç Gürgen’in söyledikleri yaz döneminde havada kalmadı ve yabancı sınırının 5 oyuncuya düşmesinden sonra Banvit, yerli rotasyonunu ana merkezine koyan bir takım kurdu. Kısa rotasyonuna sadece iki yabancı alan Bandırma ekibi, üç numara pozisyonunu ise boşta bırakarak yerli oyuncularına süre verebileceği bir planlamaya gitti.

Yıllarca hem milli takım hem de Banvit’te yaptıklarıyla Türk basketboluna önemli katkılar da bulunan Ahmet Gürgen, şimdi ise kariyerinin büyük sınavlarından biri verecek. Burada gençlerin gelişimini sürdürmeye çalışırken bir yandan da kulübün yarışmacı olma geleneğini sürdürmeye çalışacak ve tecrübeli koçun kariyeri için sahaya çıkacağı sezonda nasıl bir performans göstereceğini takip etmek oldukça heyecanlı olacak.

Yeni sezon öncesi Eurohoops, Ahmet Gürgen ile oturdu ve çok uzun bir röportaj yaptı. Tolga’nın gelişiminden Banvit’in altyapısına kadar pek çok önemli soru sordu. İşte karşınızda Banvit’in yeni koçu Ahmet Gürgen;

Öncelikle hayırlı olsun. Başkan Özkan Kılıç basın toplantısında sizi onore edip altyapıdaki gelişmelerin kredisini size vermişti. Banvit A Takımı’nın liderliğini yapacak olmak nasıl bir his?

  • Yaklaşık 18 yıldır ben burada çalışıyorum. Basın toplantısında da söyledim, nasıl buraya gelen oyuncuların hedefi A takıma çıkmaksa benim de en başından beri hedeflerimden biri A takımda koç olmaktı. Kendimi bu konuda çok şanslı hissediyorum. Sonuçta insanlar hedeflerine ulaşamadığı zaman kendisiyle ilgili çok ciddi bir özgüven düşüklüğü ve problemler yaşar. Ben böyle bir şey yaşamadım. Sonuçta hedeflerimden birine ulaştığım için üstümde onun bir rahatlaması var. Tabii özgüven ve mutluluk da var. Çok sevinçliyim. Altyapıdan çıkardığımız oyuncular sebebiyle Türkiye’de hem Banvit’e bir sempati var hem de bu oyunculara ihtiyaç var. Büyük bir inanç da var. Herkes daha fazla oyuncu çıkarmamızı ve oynatmamızı bekliyor. Dolayısıyla Türkiye bizi daha çok oyuncu yetiştiren bir kulüp olarak görmek istiyor. Daha az yabancının oynadığı, yerlilerin daha ciddi süreler aldığı bir takım görmek istiyor. Üstelik yerli oyuncu olarak da lider oyuncu görmek istiyor. Basından, diğer koç arkadaşlardan ben bunu görüyorum.

200 dakikanın 100’ünü gençlere vereceğiz demiştiniz. Baktığımız zaman bu sezon rotasyondaki yerli oyuncuların hepsi Banvit altyapısından çıkma. Banvit’in bu başarısının sebebi nedir?

  • Biz Türkiye’deki bütün yetenekleri değerlendirmeye çalışıyoruz. Eğer kariyer planlarında yanlış yaptılarsa, ki istisna örneklerden bahsediyorum… Onlara bile şans vermeye çalışıyoruz. Bunu bir sorumluluk olarak gördük ve herkese yardım etmeye çalıştık. Ne olursa olsun sonuçta bu iş bir karakter meselesi. Ne kadar çok çalışırsan, ne kadar konsantre olabilirsen, ne kadar antrenmanların kaliteliyse, ne kadar saha dışındaki düzenin düzgünse o kadar mesafe kat edebiliyorsun.  Altyapıdan çıkarttığımız oyuncularda bunu görebilmek, onların ilerlediği görmek bize gerçekten büyük bir gurur veriyor. Bununla beraber bütçemizin daha yüksek olduğu zamanlarda da çıkardığımız oyuncular hep kadroyu daha kaliteli hale getirdi. Şunu demek istiyorum; aldığımız yabancı guardın arkasına 500 bin dolarlık bir yedek almak zorunda kalmıyoruz. Onun yerine çıkardığımız gençleri kullanıyoruz. Bu da her zaman organizasyonun bütçesini rahatlatıyor. Ayrıca şu anda Türk basketbolunun ekonomik olarak ciddi problemi var. Kendi öz kaynaklarından beslenemeyenler ciddi problemler yaşayacaklar. Seneye ne olacağı belli değil, bu sezonun ortasında bile ne olacağı belli değil. Öz kaynaklarıyla ayakta duran takımlar yaşamaya devam edecekler. Altyapıya önem verenler her zamanlar kazanacaklar.

 

Altyapı Milli Takımlarında başantrenörlük yaptınız, başarılı sonuçlara da imza attınız. Diğer kulüp oyuncuları ile Banvit altyapı oyuncuları arasında gördüğünüz bariz farklılıklar var mı? Bandırma’nın oyunculara kattığı pozitif etmenler neler?

  • Benim inandığım ve üstünde durduğum şey; oyunculara serbestlik ve sorumluluk vermek. Bizim şu anda Bandırma Kırmızı adında ikinci bir takımımız var ve bu biz takımda oyunculara serbestlik veriyoruz. En büyük oyuncuların bile gençlik yıllarına baktığınız zaman acemi olduklarını görebilirsiniz. Herkes hata yapacak, hata yapmadan kimse bir şey öğrenmiyor. Bu yüzden biz onlara o hatayı yapma şansını Kırmızı’dayken veriyoruz. Karar alırken serbestler ama tabii ki bir düzen içinde oynuyorlar. Ayrıca burada hem takım hem de bireysel olarak oynamak için çok fazla antrenman yapıyorlar. Ki bu konuda çok şanslıyız, oyuncuların bireysel antrenman yapmaları için çok fazla imkanı var. Salonla ilgili bir problemimiz yok, trafik problemimiz yok. Bunlar küçük şeyler ama çok vakit çalıyor. Büyük şehirlerde durum böyle değil. Bu da onlara büyük bir imkan veriyor. Bununla beraber Kırmızı’da o hataları yapıyorlar ve çok gelişiyorlar. Bizim maçlarımızı izleyenler sezon içerisinde oyuncuların çok geliştiğini görür. Bir kere aynı hatayı yapmaya devam etmiyorlar. Neden? Çünkü aynı hatayı yapanlar ilerleyemez. Hataları oralarda yaptıkları içinde büyük mesafe kat ediyorlar. Organizasyonun böyle bir yapıya sahip olması büyük bir şans. Çünkü yukarıda her şey çok anlık. Oradan hemen karar vermek zorundasınız. Sürekli hata yapamazsınız. Oyuncular Kırmızı’da hata yaptıktan sonra gelip burada aynısını yapmıyorlar.

Tolga ve Şehmus örneğinde olduğu gibi oyuncular buraya çok genç yaşta geliyorlar ve ailelerinden uzakta bir hayat yaşıyorlar. Onları burada nasıl eğitiyorsunuz?

  • Ailelerle de konuşuyoruz. Aileler ilk geldiği zaman ne olursa olsun çekiniyorlar. Sonuçta çocuklarını bize emanet ediyorlar ve bundan dolayı doğal olarak ikilemdeler. Fakat onlara her şeyi anlatıyoruz. Tek amacımızın basketbolcu çıkartmak olmadığına ikna ediyoruz. 12-13 yaşında bir çocuk buraya geldiği zaman onlara hayatta kalmaları için eğitimden geçiriyoruz. Sahada hayatta kalmaları için de bir teknik eğitimden geçiyorlar. Bunun yanında okul eğitimlerini alıyorlar ve buna çok dikkat ediyoruz. Belki hepsi çok başarılı olmuyor, okul hayatına çok önem veriyoruz. Derslerini almaları konusunda, bir kitap okumaları konusunda onları zorluyoruz. Hobilerinin olması için bile onları zorluyoruz ve bütün bunları kontrol eden koçlar var. Okuldan velilere gelen mesajlar bize de geliyor. Herkesi takip ediyor ve ilgileniyoruz. Sadece milli takım oyuncusu için değil, hepsi için aynısını yapıyoruz. Bizde kışın okul daha önemlidir, yazın ise basketbol önemlidir. Ayrıca biz her zaman oyuncuların B planı olsun istiyoruz. Bunu oyunculara da anlatıyorum. Biz kimsenin 18 yaşına geldiğinde ‘Siz beni basketbolcu olacaksın diye kandırdınız’ demesini istemiyoruz. Bizde cezalar vardır. Telefonlarını alırız, dışarı çıkmalarına engel oluruz ama bütün bu cezalar sadece saha dışı hareketleriyle ilgilidir. Biz yukarıya kenarda oturan yedek oyuncu çıkartmak istemiyoruz. Özgüvenli, şutu atmaktan çekinmeyen oyuncu çıkartmak istiyoruz. Biz onlara baskı kurarsak böyle oyuncular çıkartamayız. Mesela bir oyuncu, her şeyi anlıyor ama bir şeyi anlamıyor. Biz onu çalıştırırız, kasetler izletiriz ama her zaman son kararı yine ona bırakırız.

 

Geçmiş röportajlarınıza göz attığımızda oyunculardan sadece rol oyuncusu olmalarını istemiyoruz, onların burada lider olarak yetişmelerini istiyoruz demiştiniz. Bakış açılarına ve çalışmalarına yönelik bazı ufak eleştiriler de olmuştu…

  • Oyuncular bir yere geldiklerini düşündükleri zaman hata yapar. Neden? İnsanlar rahatladığı zaman hata yapar. Oyuncuların çalışmama gibi bir şansları yok. Dünyanın her yerinde böyle. Herkes günde en az 1000 tane şut atıyor. Her takımda birer yabancı oyuncu var, şutu turnikeden daha yüzdeli atıyor. Bu bir rastlantı olabilir mi? Sadece antrenmanla ilgili. Çalışmak lazım, çalışmak lazım, çalışmak lazım. Bunun başka bir çaresi yok.

Tolga Geçim’in üzerinde uzun senelerdir bir beklenti var, şu ana kadar vaad ettiği oyuncu olma konusunda bu beklentileri tam karşılayabilmiş durumda değil. Sizce problem neydi, bu sene ondan beklentileriniz ne olacak?

  • Tolga devamlı sakatlanıyor. Bence çok daha fazla çalışabilir. Tolga’nın avantajları çok fazla. Fiziksel olarak büyük, yaratıcı, ikili oyun oynayabiliyor, top dağıtabiliyor. Fakat en büyük problemi fiziği. Çok fazla sakatlanıyor. Bunun sebebi de kendisine iyi bakıp bakmamasıyla alakalı değil bence. Bu, zayıf bölgelerine çok fazla konsantre olmamasıyla alakalı. Fakat şimdi o olgunluğa da geldiğini görüyoruz. Şu anda fiziksel olarak da çok iyi durumda. Ondan beklentimiz liderlik yapması. O zekası var ve karakter olarak da uygun. En önemlisi bunu yapmayı da seviyor. Tolga’nın tek problemi fiziksel. Herkes onu bekliyor. Sadece Banvit değil, Milli Takım da… Ayrıca onun gibi bir oyuncunun bu altyapıdan çıkması bizim için büyük bir şans. Diğer oyuncular onu örnek alabilir, onu görüp gelenler olabilir. Sonuçta rakiplerimiz de var. En iyi malzemeyi alabilmemiz için böyle şeylere ihtiyaçlarımız var.

 

Kadrodan bütün yabancılar ayrıldı ve yerlerine yeni yabancılar katıldı. Onlardan ilk etapta beklenti nedir?

  • Yabancı oyuncularımız da Türk oyuncular gibi gelişime açıklar. Şu ana kadar geldikleri seviyenin çok daha yukarısına çıkabilirler çünkü bu yetenekleri var. Hepsinin bir ya da iki seviye yukarıya çıkma şansı var. Fakat hepsinin çok çalışması lazım. Çok fazla temaslı antrenman yapamadık ama herkes birbirinin yeteneklerini gördü. Bir oyuncunun gelişmesi için kendi yedeğinin iyi olması lazım çünkü oyuncuların önce takım içinde birbirini zorlaması gerek. Eğer zorlamazlarsa rahatlarlar ve hata yaparlar. Bir oyuncudan benim hesap sorabilmem için elimde ona yakın oyuncu olması gerekiyor. Bence takımda bu uyum var. Oyuncuların sezon içerisinde gelişeceğini de düşünüyorum. İlk yarıdan sonra hepsi çok daha iyi oyuncu olacak.

 

Şehrin küçük olmasının bazı dezavantajları olduğu gibi avantajları da var. Mesela İspanya’da Vitoria’da küçük bir şehir… Oyuncuların çalışmak dışında çok fazla sosyal etkinliğe katılabilecekleri yer sayısı sınırlı. Sizce Bandırma’nın avantajları neler?

  • Tabii liman olan, deniz olan şehirlerde hep bir kültür alışverişi var zaten. Buranın geçmişi de kültürü de insanları da çok moderndir. Tabii büyük şehirde olduğu gibi gece kulüpleri filan yok ama bir sporcunun da bu tempoda çok fazla dışarıya çıkıp da o tip bir hayat içerisinde kalması çok doğru değil. Yani zamanı geldiği zaman rahatlamak için gidebilir. İstanbul yakın burası, 2 saat… İzmir ya da Bursa’ya da gidebilir. Bence çok hareketli hayattan daha çok sakin bir hayat her zaman onlara bir avantaj sağlayacaktır çünkü bir gün sonra yine bir baskının altına giriyorsun. Dinlenmek için en önemli şey su . Burada her yerde var; tuzlu suyun, tatlı suyun karşısına geçip çay içmeleri yemek yemeleri onlara çok daha büyük avantaj sağlayacaktır. Bununla beraber dediğim gibi trafik olmaması, salona evine dinlenme alanına antrenman yaptığı alana çok çabuk gidip gelmesi büyük bir avantaj. Beslenme konusuna geldiğimizde biliyorsunuz burada Türkiye’nin en güzel etleri çıkıyor, en güzel balıkları Marmara Denizi’nde zaten. Ayrıca çok yoğun bir tempoda çalışıyoruz, tabii ki şehir değiştirmek isterler ama tabii bu yoğunlukta fiziksel dinlenmesine zarar verecek şekilde bir aktivite yapmak çok mantıklı değil çünkü vücudun zarar vermemek için ona çok iyi bakman gerekiyor. Dinlenme saatlerine çok dikkat etmen gerekiyor. Etmezsen bir gün sonraya hazırlanamazsın. O yüzden bence bir sporcu ancak emekli olduğu zaman 33-34 yaşında o anlattığı, hayalini kurduğu tatilleri yapabilir. Çünkü yazın da biliyorsunuz milli takım kampları var. Devamlı bir sorumluluk, bir koşuşturma içerisindeler.

 

Bandırma Kırmızı’nın içindeki yarışmacılık ile Banvit A takım koçu olmak arasındaki yarışmacılık arasında bazı farklılıklar olacak. Orada oyuncu yetiştirmek ön planda yer alırken şimdi hem bunu yapmanız hem de son derece yarışmacı bir takım olmanız da gerekiyor. Bunun sizin üzerinde nasıl mental farklılıkları oldu?

  • Burayı hayal ediyorduk tabii. Ben de sahayı kontrol etme anlamında her zaman hazır mıyım değil miyim konusunda bunu teraziyi koymaya çalıştım. Sahayı yönetebilir miyim yönetemez miyim bu benim için önemliydi esasında. Bu konuda zaten kendimi uzun zamandır hazır hissediyorum. Hem hücum hem de savunmada hem diğer etkenlerde hazırım diye düşündüm. Biliyorsunuz sadece saha tarafı yok bunun. Çocukların sonuçta egoları var, bir sürü karşınıza çıkan problemler var. Sadece sahaya çıkıp da oyuncuları değiştirmekle olmuyor. Kötü günlerin oluyor, maç kaybettiğin oluyor. Önemli olan o durumlarda takımı toparlayabilir misin toparlayamaz mısın o da çok önemli. Her gün iyi gün olmayacak, hep maç kazanamayacaksın ama kaybederken de kazanmak, öğrenmek lazım. Organizasyonu da bir arada tutmak lazım çünkü dağılmaya çok müsait oluyor. Ben bir arada tutabileceğime inanıyorum bu organizasyonu çünkü onlara karşı her zaman dürüst davranmaya çalışıyorum. Bu insanların birbirlerine karşı en dikkat ettikleri noktalardan biri. Tabii oyuncunun da kendini bu tip durumlara kendisini konsantre etmesi hazırlanması lazım. Bireysel olarak da benim her birini tespit etmem lazım, neyi ne kadar kaldırabiliyorlar, acı eşiği nerededir, konsantrasyonu… Onları çok iyi takip etmem lazım. Benim de koyduğum kriterler var ama biz her zaman kulüp olarak karakterli insanları, çalışan insanları, sahada sorumluluk alan insanları, sorumluluk almaktan kaçmayan insanları, problem çıktığı zaman abartmayan insanları, organizasyonu aşağı çekecek şekilde tavır sergilemeyen insanlarla çalışıyoruz çünkü iyi bir şey çıkarırsak yine bu insanlarla çıkaracağız ama kötü bir şey olduğunda da toparlanmamız gerektiğinde de yine bu insanlarla toparlanacağız. Eğer sahaya geldikleri zaman dürüst olurlarsa, emek sarf ederlerse, sahada ellerinden gelen her şeyi sergilerlerse, bunun için saha öncesi de iyi çalışırlarsa kendilerine dikkat eder fizik ve kafa olarak hazır olurlarsa bence hepsi gelişecektir. O zaman çok da bir sorun çıkmayacaktır. Herkes çok değerli burada, herkesin süresi çok değerli. 5 numarada oynayan oyuncu eğer bu organizasyona dikkat etmezse kendisine düşen zamanlarda kendisini zorlamazsa, yabancı oyuncu Türk oynarken ona destek vermezse organizasyonda delikler açılır ve biz bu delikleri tıkamak için bir sürü saçma hamlelere girersek ipin ucunu kaçırma şansımız çok daha fazla. O yüzden de benim çok dikkat ettiğim şey, oyun içinde birbirlerine temas etmeleri… Hem çok çalışsınlar istiyoruz hem de kendilerine dikkat etsinler istiyoruz. Bunlara dikkat ettikten sonra bir sürü maç kazanma şansları var ama dikkat etmezlerse hem Türk oyuncunun hem yabancı oyuncunun organizasyona büyük bir zarar verme potansiyeli var.