Banvit Altyapı Antrenörü Engin Kömeç Altyapıbasket'e Röportaj Verdi
Banvit Altyapı Antrenörü Engin Kömeç Altyapıbasket'e Röportaj Verdi

Banvit Basketbol Kulübü altyapı antrenörlerinden ve Bandırma Kırmızı yardımcı antrenörü Engin Kömeç, Türkiye'nin önde gelen basketbol sitelerinden altyapıbasket.com internet sitesine röportaj verdi. Banvit U15 ve U16 takımlarının şampiyonluklarıyla Banvit altyapı organizasyonu hakkında açıklamalar yapan tecrübeli antrenör şöyle konuştu : 

-Öncelikle bize biraz kendinizden bahsedebilir misiniz?

05.06.1984, Aydın Kuşadası doğumluyum. Kuşadası Gençlik Spor Kulübü’nde alt yapıda basketbol oynadım ve antrenörlük hayatıma bu kulüpte başladım. Marmara Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Antrenörlük bölümü mezunuyum. Almanya Köln Spor Üniversitesi’nde Spor Bilimi üzerine yüksek lisans eğitimimi tamamladım. Eğitimim sırasında Köln 99ers takımının alt yapı takımlarını çalıştırdım. Almanya Basketbol 2. Ligi’nden bir üst lige çıkma başarısı gösteren Düsseldorf Baskets takımında ise 2 sezon asistan koç görevini yürüttüm. Daha sonra Türkiye’de Kuşadası’nın köklü kulüplerinden Ada Spor Kulübü’nde 2 sezon altyapı koordinatörlüğü ve antrenörlük yaptım. Geçtiğimiz sezondan itibaren ise Banvit Basketbol Kulübü’nün pilot takımı olan Bandırma Kırmızı’da asistan koç olarak görev almaktayım. Aynı zamanda bu sezon Türkiye şampiyonu olan U15 ve U16 takımlarımızda da, Basketbol Gençler Ligi’ndeki takımımızın koçu Ali Yıldırım ile birlikte antrenörlük yapmaktayım. 

-U16 ve U15 Türkiye Şampiyonalarında mutlu sona ulaştınız. Turnuvalar ile ilgili neler söylemek istersiniz? Sizi başarıya götüren etmenler nelerdi?

Öncelikle Mersin’de düzenlenen U16 AA Türkiye Şampiyonası’ndan bahsetmek istiyorum. Sezon içerisinde turnuvaya şampiyonluk hedefi ile yoğun bir tempoda çok çalışarak hazırlandık. Kadromuzda bulunan oyuncularımızın bir kısmı pilot takımımız Bandırma Kırmızı ile sezon boyunca antrenman yaptılar. Turnuva sertliği göz önüne alındığında bu bizim için bir avantaj oluşturmuştu. Turnuva kadromuzda özellikle pota altını domine eden çok iyi uzunlara sahiptik. Ama kısa pozisyonundaki oyuncularımızın da savunmadaki mücadelesi ve hücumdaki katkıları ile bizi bu turnuvada bir adım öne taşıyacağının da  bilincindeydik. Hedef bir takımla turnuvada yer almamıza rağmen bizim için şampiyonanın çok zor geçeceğini biliyorduk. Çünkü Türkiye Şampiyonası’na katılan her takım her takımı yenebilecek güçte ve kaliteli oyunculara sahip. Bundan dolayı takımımızı maç maç ve adım adım ilerleyerek hazırlamaya çalıştık. Grup aşamasında zorlandığımız maçlar olsa da grubu lider bitirerek bu sezon yeni şampiyona formatı ile birlikte bir gün de olsa dinlenme fırsatı bularak final maçlarına konsantre olduk. Çeyrek final ve yarı final karşılaşmalarında turnuvanın en iyi takımlarından olan Galatasaray (çeyrek final) ve Fenerbahçe (yarı final) takımları ile eşleştik. Çok çekişmeli ve bir o kadar zorlu geçen bu maçları da kazanarak adımızı finale yazdırdık. Final karşılaşmasında ise rakibimiz güçlü Anadolu Efes takımıydı. Final maçı da turnuvaya yakışır bir mücadeleye sahne oldu. Karşılaşmanın ilk yarısını 11 sayı önde bitirmemize rağmen ikinci yarı oyuna ortak olan rakibimiz karşısında maçın sonunu daha iyi ve akıllı oynayarak Şampiyonluk hedefimize ulaştık.

İzmir’de düzenlenen U15 AA Türkiye Şampiyonası’na değinmek gerekirse benim açımdan Mersin’de elde ettiğimiz U16 AA Türkiye Şampiyonluğu kadar değerliydi. Bu sezon ilk kez oynanan Basketbol Gençler Ligi dışında düzenlenen her iki Türkiye Şampiyonası’nda da mutlu sona ulaşmamız bizler için ayrı bir gurur kaynağı oldu. Mersin’de düzenlenen U16 Türkiye Şampiyonası dönüşü kadromuzda yer alan oyuncular ile birlikte U15 takımımızı çalışmalarımıza ara vermeden turnuvaya hazırladık. Kadromuzda yer alan oyuncularımızdan iki tane 2003’lü oyuncumuz aynı zamanda Mersin’de düzenlenen turnuvada da kendilerine yer bulmuşlardı. Bu oyuncularımız dışında kadromuza bir alt yaş gurubundan da 4 tane 2004’lü oyuncumuzu dahil ettik. Çekilen fikstür sonucunda İstanbul şampiyonu olan Fenerbahçe, Çukurova Üniversitesi ve Bursa Yıldızları takımları ile aynı gurupta yer aldık. Turnuvaya İstanbul Şampiyonu olan Fenerbahçe karşısında üstün ve çok iyi bir oyun ortaya koyarak güzel bir başlangıç yaptık. Bu maçta ortaya koyduğumuz mücadele ve savunmadaki gayretimiz sonraki karşılaşmalarda daha özgüvenli oynamamızı sağladı. Grup aşamasında kalan her iki maçımızı da kazanarak grubumuzu lider bitirmeyi başardık. Bir gün dinlenme fırsatı bulan takımızın çeyrek finaldeki rakibi Tofaş oldu. Çeyrek Final karşılaşmasında maça iyi başlayan takımımız zorlu geçen maçın sonundaki üstün oyunu ile kazanarak yarı finale yükseldi. Yarı finaldeki rakibimiz ise turnuvada iyi bir performans ortaya koyan ve bizim gibi sert savunma yapan Beşiktaş takımıydı. Çok çekişmeli geçen yarı final maçına savunma anlamında iyi başlayamasak da maç içerisinde savunma değişiklikleri ile hücumda da ritm bularak ve uzun süre unutamayacağımız bir son top ile kazanarak adımızı finale yazdırdık. Finaldeki rakibimiz ise Anadolu Efes takımı oldu. Çok zorlu rakibimiz karşısında oyun planımızı çok iyi bir şekilde sahada uygulayan oyuncularımız maçın başından sonuna kadar oyununun hep içinde kalarak çok iyi bir mücadele ortaya koydu ve sonuna kadar hak ederek Şampiyon oldu.

Bu sezon her iki turnuvada da Şampiyon olarak Kulübümüze çok büyük gurur yaşattığımız için çok mutluyuz. Her iki Şampiyonlukta da bizi başarıya götüren en önemli unsurun savunma olduğunu düşünüyorum. Banvit Basketbol Kulübü’nün sert savunma kimliğini, enerjisini sahada her maçta ve turnuvalar genelinde sahaya yansıtmayı başardık. İki kategorideki oyuncularımız ile tüm sezon çalışmış antrenörü olarak sahada ortaya koydukları üstün mücadele, hırs, istek, arzu ve çoşku benim olduğu kadar herkesin de takdirini topladı.

-Bir antrenör olarak turnuvada Banvit dışında öne çıkan oyuncular ve takımlar hangileriydi?

Her iki turnuvada da alt yapılarımızın çok değerli oyuncularının yetiştirildiği çok değerli kulüplerimiz vardı. İleride üst düzey basketbolcu olacak ve milli takımlarımızda oynayacak değerli oyuncular yetiştiren tüm kulüplerimize ve emek veren koçlarına teşekkür ediyorum.

Her iki turnuvayı farklı değerlendirirsek U16 Türkiye Şampiyonası’nda beğendim takımlar Anadolu Efes, Darüşşafaka, Fenerbahçe, Tofaş ve Galatasaray. Turnuvada öne çıkan oyuncular ise Anadolu Efes’ten Bekir Mert Tarla, Enes Bayraktar ve Mehmet Orhun Arabacı, Darüşşafaka’dan Tibet Deniz Görener, Fenerbahçe’den Sarper David Mutaf, Galatasaray’dan Ozan Koşi ve Tofaş’tan Ata Can Atsüren.

U15 Türkiye Şampiyonası’nda öne çıkan takımlar ise Anadolu Efes, Beşiktaş, Galatasaray, Darüşşafaka, Fenerbahçe ve Tofaş. Bu turnuvada beğendim oyuncular ise Anadolu Efes’ten Koralp Türk ve Yiğit Baykan, Tofaş’tan Batın Tuna, Darüşşaka’dan Hasan Efe Uzun ve Acar Şen, Beşiktaş’tan Recep Berke Ertan, Galatasaray’dan Ege Cimok, Fenerbahçe’den Berkay Yılmaz ve Sayhan Yetkin.

-Yerel Lig’de çok fazla maç oynama imkanı bulamıyorsunuz. Oyuncularınızı bu tip başarılara hazırlarken ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?

Yerel Liglerde Balıkesir’de çok fazla maç yapma fırsatı bulamıyoruz. Bu açığımızı iki şekilde kapatıyoruz. Oyuncuların gelişimi açısından çoğu oyuncumuz kendisinden daha büyük yaş grupları ile antrenmanlar yapıyor. Örneğin U16 takımızdan Alperen Şengün ve Furkan Haltalı gibi oyuncularımız sezon boyunca pilot takımımız Bandırma Kırmızı ile antrenman yaptılar. Bu da antrenman temposu ve yoğunluğu düşünüldüğünde sertlik anlamında bize şampiyonada ve bireysel gelişimleri açısıdan da çok büyük artı oldu diye düşünüyorum. Zorlama, meydan okuma olmazsa gelişim olmaz. Tabi ki mümkün olduğunca şampiyona öncesi hem takımlarımızın son durumunu görmek hem de gelişimlerini desteklemek adına hazırlık maçları yapmaya çalışıyoruz. Bunun dışında bireysel yapılan antrenmanlar ve çalışmalar da oyuncularımızın bireysel açıklarını kapatmak ve gelişimlerini desteklemek adına çok faydalı oluyor. Kulübe geldiğimizde her köşede çalışan bir oyuncu grubu görmek bizleri gelecek için her zaman heyecanlandırıyor. 

-İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük iller dışında kalan altyapı organizasyonlarını nasıl buluyorsunuz? Sizce yeterli çalışmalar yapılabiliyor mu?

Büyük illerde düzenlenen alt yapı organizasyonlarında takımların sayısının çok olması, çok müsabaka yapmaları ve rekabetçi ligler düzenlemeleri takımlar ve genç oyuncular için çok büyük bir avantaj. Örneğin Balıkesir’de düzenlenen ligleri değerlendirdiğimde katılımcı takımların ve müsabaka sayısının az olması ve bundan dolayı oynanan maçların bizim açımızdan kalitesinin yüksek olmaması Türkiye Şampiyonaları’na hazırlanan bizler için dezavantaj teşkil edebiliyor. Alt yapı organizasyonlarımız ne kadar rekabetçi olursa oyuncularımızın gelişimlerini o kadar destekleme şansımız olur. Bunun ile ilgili Federasyonumuzun yeterli çalışmalar yaptığını düşünüyorum. Örneğin geçtiğimiz sezon ilk kez düzenlenen Basketbol Gençler Ligi genç oyuncuların daha fazla ve rekabetçi maçlar yapmasına olanak sağladı. Bu gibi organizasyonların sayısının artması diğer büyük iller dışında kalan alt yapı takımlarının gelişimleri, oyuncuların ise daha kaliteli maçlar yapmalarına imkan sağlayacaktır.

-Genel olarak oyuncular altyapıdan üst seviye basketbola geçerken sorun yaşıyorlar. Siz bu durumu neye bağlıyorsunuz? Oyunculara kendilerini üst seviyeye hazırlamaları için neler tavsiye edersiniz?

Oyuncuların alt yapıdan üst seviyeye geçerken en büyük problemi çıktıkları takımlarda yeterli süre alamamalarıydı. Bildiğiniz üzere sadece Türkiye’de pilot takım (Bandırma Kırmızı) uygulamasını devam ettiren tek takımız. Bunun yanında geçtiğimiz sezon ilk kez kurulan Basketbol Gençler Ligi’miz var. Kulübümüz açısından değerlendirildiğinde A takımlarda süre alamayan oyuncularımızın pilot takımımızda süre ve sorumluluk almaları, aynı zamanda pilot takımımızda aynı şekilde şans veremediğimiz oyuncularımızın Gençler Liginde şans bulmaları organizasyonumuzun ne kadar doğru işlediğinin bir göstergesi. Tabi ki de en verimli oldukları bir dönemi süre almadan, sorumluluk yüklenmeden geçmeleri onlar açısından her zaman bir dezavantaj oluşturuyor. Bu noktada genç oyuncularımızı o seviyelere çıkarırken ne kadar hazır gönderirsek ve koçların da onlara o kadar şans vereceğine, organizasyonun ve takım olgusunun bir parçası haline gelebileceğine inanıyorum. Bir diğer konu da onlara şans geldiğinde bunu en iyi şekilde değerlendirmeleri, sahada her şeylerini ortaya koymalarını ve enerji vermeleri gerektiğini de düşünüyorum. Ancak bu şekilde onların üst seviye ile rekabet edebilecek, Avrupa kupalarında süre ve sorumluluk alabilecek, kendi liglerimizde takımlarına katkı sağlayacak hedefler koyabiliriz.

Genç oyunculara tavsiyelerim çok çalışmaları, basketbol ile paralel eğitimlerini en iyi şekilde devam ettirmeleri ve erken yaşta profesyonel bir sporcunun hayatına sahip olmaları. Her antrenmanı, her çalışmayı, çalışmanın her anını detaylara dikkat ederek ve konsantre olarak yüzde yüzleri ile yaparak değerlendirmelerini tavsiye ediyorum. Basketbol oyununun çok hızlandığını ve gün geçtikçe daha atlet oyuncuların oyuna hakim olduğu düşünüldüğünde sadece basketbol antrenmanı da yeterli olamayabiliyor. Basketbol dışında bireysel antrenmanlar ile fiziksel gelişimleri de desteklenmeli. Yoğun geçen bu tempoda eğitimlerini de en iyi şekilde devam ettirmeleri ve profesyonel bir sporcu gibi dinlenme, uyku sürelerine ve beslenmelerine vs. çok dikkat etmeliler. Bu şekilde üst seviyede rekabet edebilecek duruma gelebilirler ve ellerine gelen şansları en iyi şekilde değerlendirebilirler diye düşünüyorum.   

-Türk sporunda son dönemde bir yabancı oyuncu tartışması bulunuyor. Sizce bu durum genç oyuncular açısından bir engel oluşturuyor mu?

Almanya Köln Spor Üniversitesi yüksek lisans tezim de bu konuyu içeriyordu. O dönemde Almanya Basketbol Ligi’nde yoğun bir şekilde tartışılan bir konuydu yabancı kuralı. Alman Basketbol 1. liginde geçerli bir kural olmadığı için tamamı bir çok takımın sadece yabancı oyunculardan oluşması bu tartışmayı başlatmıştı. Üniversite hocalarımızın da desteği ile bir çok ülkede bir araştırma yaparak başarılı, basketbolda söz sahibi olan ülkelerin kuralları ve etkilerini görmek ve karşılaştırmalar yapmak istedik. Araştırma konum ise “Türkiye Basketbol 1. Ligi’ndeki (şu andaki adı ile Tahincioğlu Basketbol Süper Ligi) yabancı oyuncu kuralı ve 2006-2009 sezonlarındaki yerli oyuncuların istatistiklerine ve efektif oynama sürelerine etkileri” üzerineydi. Konuya iki açıdan yaklaşmıştık. O dönemde toplam 200 dakikanın 80 dakikasını yerli oyunculara verilmesi yani 2 yerli oyuncunun sahada olması kuralı geçerliydi. Bunun dışında geçerliliğini şu anda da koruyan yerli oyuncuları oynatan takımlara teşvik verilmesi kuralı da vardı. Öncelikle takımlar ve koçlar açısından düşünüldüğünde Avrupa kupalarında başarılı olmak isteyen takımlar Avrupa’da bu şekilde bir kural olmadığı için diğer takımlar ile rekabet edebilmek ve hedeflerini gerçekleştirmek için yabancı oyuncu sayısının serbest kalması yönünde talepleri vardı. Diğer bir yaklaşım ise yerli oyuncuların bu kuraldan dolayı yüksek transfer ücretleri ile takımların bütçelerini zorlamasıydı. Başka bir problem de yerli oyuncuların özellikle genç oyuncuların üst seviye takımlarda garanti süre almaları takım içerisindeki rekabeti ve forma savaşını azalttığı yönünde bir genel fikir ortaya atılmıştı. Diğer açıdan bakıldığında ise takımlarında yeterli süre ve sorumluluk alamayan yerli oyuncularımız milli takımlar ya da Avrupa kupalarında oynayabilecek bir seviyeye gelmeleri açısından bu kuralın olmasının yerli oyuncuları desteklediği fikri de kaçınılmazdı. Benim tezim mevcut kuralların o dönemde yerli oyuncuların gelişimine katkı yaptığı yönündeydi ve nitekim Basketbol Milli Takımımızın tarihi başarısı Dünya 2.’liği ve bir çok üst düzey oyuncunun yetişmesi ve Türk basketboluna kazandırılması da sonraki süreçte tezimi desteklemiş oldu.

Bu sezon da her sezon olduğu gibi bu kural tartışılıyor. Yaklaşık olarak 10 yıl önceki kurallar şu anda geçerli değil ama bu sezon yabancı oyuncu sayısı 6’dan 5’e indi. Bunun da etkilerini hep birlikte önümüzdeki sezondan itibaren bekleyip göreceğiz. Son dönemde Avrupa Kupalarındaki başarılarımız ile gurur duyduk ve Avrupa’nın en kaliteli liglerinden biri haline geldik. Federasyonumuz gerek alt yapı, gerekse üst yapıdaki çalışmaları ile yerli oyuncularımızın desteklenmesi yönünde ciddi yatırımlar yaptığını düşünüyorum. Yeni kuralın ligimizin kalitesini koruması ve arttırmasını, yerli oyuncularımızın ciddi süreler ve sorumluklar alarak kendi takımlarında, Avrupa kupalarında ve milli takım düzeyinde bizleri gururlandırmasını ve başarılı olmalarını temenni ediyorum.

Kurulduğu günden bu yana altyapıya yaptığı yatırım ile Türkiye’nin köklü basketbol geleneğine sahip kulüplerinden olan ve sayısız yerli oyuncuları Türk basketboluna kazandıran  Banvit Basketbol Kulübü organizasyonunun bir parçası olmaktan ve bu çatı altında antrenörlük yaptığımdan dolayı kendimi şanslı hissediyorum. Umarım Banvit Basketbol Kulübü bu güçlü organizasyonunu uzun yıllar devam ettirir ve Türk basketboluna hizmet etmeye devam eder.

-Yıl boyunca küçük yaş gruplarındaki alan savunması, üç sayı kuralı gibi durumlarla ilgili tartışmalar yaşandı. Sizin genel olarak statülerle ilgili düşünceleriniz nedir?

Bence alan savunması konusundaki şahsi fikrim kurallardan çok mantelitelerinin değişmesi gerektiği. Bir antrenör oyuncunun gelişimini ne destekliyor ise onu uygulamalı. Başarı endeksli takımlar kurmaktan çok o yaşlarda her oyuncunun organizasyonun bir parçası haline getirmeli koçlar. Bunun ile birlikte velilerden, yönetime kadar sporun içerisinden yer alan herkesin kazanmaktan çok katılımın önemli olduğunun bilincine varmalı. Kazanmaktan çok ortaya koydukları mücadele alkışlanmalı. Küçük takımlarda amaç oyuncu gelişimi ve küçük yaşta basketbol sporunu sevdirmek olmalı. Eğer alan savunması kuralı var ise ve bu kural koyulmuşsa bu kuralı nasıl kendi lehimize çeviririz diye düşünmektense kuralı uygulamanın daha doğru olduğu görüşündeyim.

Üç sayı kuralı ile ilgili örneğin Almanya’da çalıştığım dönemde küçük yaş guruplarında 3 saniye (boyalı alan) dışından atılan şutlar üç sayı olarak geçerli sayılıyor. Bu kural tartışıldığında o dönemdeki amacı çocukların fiziksel olarak normal üçlük çizgisinden herhangi bir teknik oturtamadan iterek atmasının önüne geçmek ve alan savunması kuralını da bu sayede desteklemek olduğu düşünülmüştü. Alan savunması kuralı da düşünüldüğünde boyalı alan dışından atılan şutların da 3 sayılık sayıldığı bir sistemde oyun daha heyecanlı hale geliyordu ve alan savunması kuralını da destekliyordu. Basketbolun özünde olan bir kuralı bu şekilde değiştirmek daha güzel olur diye düşünüyorum. 

-Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Başarılı bir sezonu geride bırakan Banvit Basketbol Kulübünün, başta başkanımız Özkan Kılıç olmak üzere değerli yöneticilerine, tüm teknik ve sağlık ekibine kadar organizasyonun parçası olan herkese, şampiyonalarda bizleri yalnız bırakmayan ve desteklemeye gelen saygı değer sporcu velilerimize çok teşekkür ediyorum. Ayrıca kendimi ifade edebildiğim bu röportaj için ve altyapılardaki değerli çalışmalarınız için de sizlere ayrıca teşekkürlerimi sunuyorum.