Nazan Çinko (Objektif Haber) : ''Bandırma'nın Banvit Sevdası''
Nazan Çinko (Objektif Haber) : ''Bandırma'nın Banvit Sevdası''

Bu günlerde internet sitelerinde bir haber dolaşmaya başladı, okuyunca o haberi, benim kalbim de de bir sızı.

‘’Banvit Bandırma Vitaminli Yem Sanayi A.Ş olarak, BANVİT BASKETBOL SPORTİF A.Ş ve BANDIRMA KIRMIZI BASKETBOL SPORTİF A.Ş ile olan reklam, tanıtım ve lisans sözleşmelerini 2019-2020 sezonu itibariyle yenilemeyeceğimizi kamuoyunun bilgisine sunarız.’’

Kısaca BANVİT SPOR KULÜBÜ ile ilişiğimizi kesiyoruz, diyordu Banvit A.Ş yeni sahipleri. Onlar için kolayca alınan bir karardı belki, kolayca söylenen bir cümle, haber kaynaklarına gönderilen 3 veya 5 satır bilgi.

Beni gerilere götürdü bu haber, geçmiş yıllara, eskimiş zamanlara.

Hayatımızın bir döneminin 10 yılında BANVİT BASKETBOL KULÜBÜ, kısaca BANVİT bizimle beraber yaşadı evimizde, odalarımızda, mutfağımızda, biz de Banvit ile beraber yaşadık spor kulübünde, spor salonunda, antrenmanlarında. Günlerimizde basketbol sahalarının tozu, gecelerimizde terli Banvit formalarının kokusu vardı. Yarınımız da ise ‘’antrenman saat kaçta’’ sorusu. Oğlumuz bir Banvit’li sporcu idi,  biz de Banvit’li aile.

Yıllar geçti, mevsimler geçti, günler, geceler geçti,  Banvit’li oğlumuz büyüdü, başka formaları terletmeye başladı. Ama bizdeki Banvit aşkı hiç bitmedi.

Bu yüzden BANVİT BASKETBOL’unu yazamadım yıllarca, çünkü o hassas noktamızdı, duygusal yanımızdı. Kimi zaman sevdiğimiz, kimi zaman kızdığımız mecazi kahramanımızdı.

Ama yukarıdaki ''BANVİT'' haberini okuyunca düşündüm ki,  artık Banvit hakkında yazmanın tam zamanıydı.

1994 yılında kurularak, macerasına mahalli liglerde başlayan kulüp, 10 yıl boyunca alt liglerde mücadele etmişti. Kulübü kuranlar ve yönetim kurulunda yer alanlar, firmanın fabrika çalışanları olup, sadece çalışan değil aynı zamanda birer basketbol sevdalısıydı. Bu sevda olmasa mahalli liglerden başlayan serüven 2004 yılında BEKO BASKETBOL Ligi’ne oradan da ülkemizi Avrupa liglerinde temsil eden bir markaya dönüşmezdi galiba.

2001-2002 TBL2 play off

2003-2004 TBL2 ŞAMPİYON

2004-2005 EUROCUP G.K ŞAMPİYONLUK

2009-2010 TBL 3.lüğü

2010-2011 TBL 2.liği

2012-2013 TBL FİNAL

2013-2014 TBL 1. Liği

2014-2015 Euro Cup Final Four

2016-2017 TÜRKİYE KUPASI ŞAMPİYONLUĞU

2017-2018 CUMHURBAŞKANLIĞI KUPASI FİNAL

2017-2018 BSL 5.liği

Ayrıca 2010-2011 SEZONUNDA GENÇ BANVİTLİLER adındaki alt yapısı olarak 2. Ligde yer alan takımı ŞAMPİYON olup TBL’ye yükselmişti.

Yani Banvit Basketbol Kulübü, ülke basketboluna 2 takım birden hediye etmişti.

Alt alta yazdım, üşenmedim. Zira kurgu yapsanız bu başarıları alt alta sıralayamazdınız, sıralayamazdık. Bu başarıların tesadüf olma ihtimalini hesaplamak mümkün müdür acaba?

Değildir hiç kuşkusuz, zira bu başarıların temelinde tesadüfler değil,  alt yapı organizasyonunun sağlamlığı, yönetimin ciddiyeti, antrenörlerin kalitesi yer almaktadır. Türkiye’nin birçok ilçesinden, ilinden yetenekli, basketbol aşığı çocukları keşfederek Bandırma’ya getirmek. Onlara kalacak yerler sağlamak. Her şeyden ötesi ailelere o güveni vermek… Kolay olmasa gerek.

Şu günlerde birçok basketbol kulübünün yaşadığı maddi sıkıntılar göz önüne alınırsa altyapıların önemi daha da ortaya çıkmaktadır ki Banvit bunu yıllardır yapmaktadır.

Bu alt yapı organizasyonu sayesinde şu anda Banvit alt yapısından yetişen 102 oyuncu sahalarda yer almakta, kimi Banvit, kimi Banvit Kırmızı, kimi farklı takımların formasını terletmektedir.

Bazen şanssızlıklarla bazen haksızlıklarla bazen kazalarla bazen de kendi tercihleri ile yolları farklı alanlara kayan gençler ise spor yapmış olmanın verdiği kazanımlar ile hayatlarına devam etmiş, spor öğretmenlikleri, antrenörlük, menajerlik, beden eğitimi öğretmenliğine yönelmişlerdir.

Sadece mesleki açıdan bakmak da haksızlık olacaktır Banvit Basketbol Kulübüne  tabii ki.

Bandırmada Banvit spor kulübünün formasını giymemiş, sokak turnuvalarında basketbol topu peşinde koşup terlememiş,  Banvit oyuncularıyla fotoğraf çektirmemiş çocuk sayısı çok azdır. Bundan daha değerli ne olabilir? Bilgisayara gömülmüş çocukların kafasını basketbol sahalarına çevirmek, ellerindeki cep telefonlarını bıraktırıp basketbol topu ile buluşturmak, mücadele etmenin zevkini tattırmak, her zaman kazanmayı değil, kaybetmeyi öğretmek, rakibinin elini sıkmayı, düştüğü zaman onu yerden kaldırmayı yaşatmak.

Basketbol sporuna âşık olan insanların ayağına Fenerbahçe’yi getirip onları dünyanın en iyi antrenörlerinden Obrodoviç ile tanıştırmak, Kerem Tunçeri’yi, İbrahim Kutluay’ı seyrettirmek (seyretmiştik) …Çocuklara hayaller kurdurabilmek, spora yöneltebilmek…

Küçücük bir şehrin insanlarının, çocuklarının kalbine spor tohumları ekmek,

Bu tohumları ekip, büyütüp sonra da rüzgârlarla tüm ülkeye dağıtmak…

BANVİT BASKETBOL KULÜBÜNÜ KAPATIYORUZ, diyebilmek kolay olsa gerek.  Ama o sözcüğü anlayabilmek ve anlamlandırabilmek ve de sindirebilmek o kadar kolay değil işte.

Şimdi çocukların kalbine ekilen o tohumlar sökülecek mi birer birer tam yeşerirken,

Ülkeye dalga dalga yayılan, başka şehirlere örnek olan tohumlar geri toplanacak mı birer birer.

Vefa formalarını giyip her hafta takımının yanı başında yer alan Bandırmalılar o formaları sandıklara mı yerleştirecekler, çocuklarına hatıra olsun diye,

Her maç ses telleri yırtılan taraftar grubuna ve bu grupların lokomotifi Uni Banvitlilere ses telleri geri verilecek mi?

Türkiye Basketbol Federasyonu bir şehrin bu kadar acı çekmesine seyirci olabilecek mi?

‘’Basketbol  Liglerinde keşke Banvit gibi 3 takımımız daha olsa’’, diye demeç veren TBF Başkanı Sayın Hidayet Türkoğlu bir çözüm yolu bulabilecek mi?

Sorularımız birçok, onlarca çok, yüzlerce çok, binlerce çok… Cevapları ise bilemiyoruz.

Ama ne istediğimizi çok iyi biliyoruz.

Biz basketbol sevdasının Bandırma ‘da sona ermemesini ve çocukların elinden basketbol topunun alınmamasını istiyoruz.