Fersu Yahyabeyoğlu (Basketballtr.net) : ‘‘Banvit doğru örnek.’’
Fersu Yahyabeyoğlu (Basketballtr.net) : ‘‘Banvit doğru örnek.’’

Fersu Yahyabeyoğlu’nun Basketballtr.net internet sitesinde Banvit'in FIBA Şampiyonlar Ligi ikincisi olduğu maçtan sonra kaleme aldığı yazı şu şekilde :

‘‘Balıkesir’in Bandırma ilçesinin temsilcisi olan Banvit yıllardır Anadolu takımlarının lokomotifi oldu. Sponsor olarak sadece bu işe para yatırmanın yanında basketbola hizmet etmeyi bir görev olarak edindi Banvit ailesi ve her sene üstüne koyarak her sene makul hedefler belirleyip bu hedefler doğrultusunda haddini bilen, başarıya odaklı yapılanmalar ile yola devam ettiler. Peki Banvit meyvelerini topladığı bu sezon öncesi neleri doğru yaptı gelin biraz daha yakından inceleyelim.

Öncelikle ulaşılabilir hedefler belirlediler her doğru organizasyonda olduğu gibi. FIBA-Euroleague savaşının gündeme gelmesiyle yeni oluşum Şampiyonlar Ligi’nden aldıkları daveti kabul ettiler ve planlar bu doğrultuda yapıldı. Eurocup ve FIBA Europe Cup arasında bir kalite seviyesine sahip bu yapılanma Banvit’in tam dişine göre rakiplerin yer aldığı ve kupayla taçlandırılabilecek bir fırsattı. Yönetim olarak bunu değerlendirip yepyeni bir kadro oluşumuna giderek beyaz bir sayfa açtılar aslında. Geçtiğimiz sezon verim alınamayan, bireysel olarak efektif ama takım oyununa yatkın olmayan tüm yabancılar ile yollar ayrıldı ve öncelikle doğru koç için arayışlara başlandı. Aslında geçen sezon denenen, yükselişte olan mütevazi takımların koçu profili bir kez daha masaya yatırıldı. Ve sonrasında Union Olimpija ve Stelmet Zielona Gora takımlarında başarılı bir performans sergileyen Sloven koç Sasa Filipovski tercih edildi. Onun liderliğinde titiz bir transfer çalışması yürüten Banvit yönetimi tüm takımın maaş giderleri için yaklaşık 15 milyon TL ayırdı ve pozisyon pozisyon hamleler yapılmaya başlandı.

Öncelikle takıma liderlik edebilecek, koç Filipovski’nin sahadaki gölgesi olabilecek ve en önemlisi başarıya aç artı sınıf atlayabilecek potansiyelli bir oyun kurucu hedeflendi. Bütçe ve takım kimyası dinamikleri bir arada düşünülünce daha önce ülkemizde forma giymiş olan ve geçen sezon Frankfurt ile FIBA Europe Cup’ı kazanma başarısı gösteren Jordan Theodore kadroya katıldı. Topu elinde tutmayı sevmesi ve delici yönünün dış şutlarından daha ön planda olması takımın diğer parçaları belirlenirken ön plana çıkan etkenlerdi. VTB ligde kendini kanıtlamış keskin nişancı Chappell, mental eksiklikleri nedeniyle Euroleague seviyesine çıkamamış, dış şut tehditi de bulunan savaşçı Polonyalı Kulig, Lietuvos Rytas forması altında gönderdiği üçlüklerle dikkatleri üzerine çeken Orelik, Partizan’da yıldızı parlayan ama bir türlü seviye atlayamayan takımın yaramaz çocuğu Muric ve ligimizdeki üst düzey tecrübesi artı boyalı alandaki hakimiyeti ile Vidmar takımın omurgasını oluşturdular. Banvit’in yıllardır yaptığı en doğru hamlelerden biri de alt yapıya her zaman yatırım yapmak, değer vermek olmuştu. Bu sezon öncesi de A takım seviyesinde Erkin Şenel, Merthan Mutlu, Metehan Akyel ve İsmail Cem Ulusoy’u kullanmaya karar verdiler. Yerli oyuncu rotasyonunda yetenekli isimlere sahip olan Banvit sakatlıklar nedeniyle aslında bu konuda sezonun büyük bir bölümünde eksik kaldı. Can Maxim ve Tolga çok fazla maç kaçırdılar. Özellikle Tolga’nın geri dönmesi ile benchten gelen joker oyuncu rolünü doldurmuş oldu koç Filiopovski. Bununla beraber sezon ortasında yapılan akıllıca takas hamlesi ile Can Maxim karşılığında Furkan’ı Anadolu Efes’ten aldılar. Genç skorer ilk maçlarda biraz bocalasa da sonrasında koçun kendisine verdiği süreleri oldukça verimli kullandı ve bir çok maçta takımın alternatif skoreri rolünü de üstlenmeye başladı. Atletizmi ve yüksek yüzdeli üçlükleri ile Banvit’in benchten getirdiği hücum desteği oldu.

Rollerin belli olduğu, herkesin birlikte oynamaktan mutlu olduğu, pes etmeyen ve son topa kadar mücadele eden bir takım oluşturdu koç Filipovski. Onun hücumda özgürsünüz, savunmada sertsiniz politikası tüm oyuncular tarafından kabul gördü. Tempoyu düşürüp Theodore’un birebirleri ile sezon boyu hedeflerine ulaştılar. Çünkü Amerikalı guarda gelen yardımlara karşı sahaya doğru yerleşen, Orelik ve Chappell gibi şutörlerle ya da ters taraftan topu Vidmar’a indirerek basit ama doğru tercihleri yaptılar. Hücumdaki özgürlük ve rahat basketbola karşın savunmada ise dar rotasyona rağmen genelde disiplinden kopmadılar ve sertlikten ödün vermediler. Bu sistem onlara Türkiye kupasını getirdiği gibi Şampiyonlar Ligi’nde de önce Final Four sonrasında da final biletini kazandırdı. Bu maçta ise detaylar sonucu tayin etti. Sezon boyunca belki de Banvit’in tek devreye giremeyen oyuncusu, makinenin aksayan dişlisi Muric’den kaktı gelmedi. Savunmada en az kendisi kadar sert olan Canarias Tenerife Theodore ve Orelik’e ekstra önlemler alınca ve Banvit ekstra skoreri bulamayınca maalesef bir ucundan tuttuğu kupayı rakibine teslim etmek zorunda kaldı.

Alkışlar ve teşekkür DOĞRU ÖRNEK BANVİT için

2016 yazında başlayan yapılanmanın ödülünü şimdiye kadar fazlasıyla aldı Banvit. Elbette ilk kez düzenlenen Şampiyonlar Ligi kupasının ülkemize gelmesi harika olurdu ancak yine de başkanından, yöneticisine, koçundan oyunculara ve tüm staffa, özetle Banvit ailesine alkışlarla teşekkür ediyorum. Umarım önümüzdeki yıllarda İstanbul takımlarımız dışındaki diğer kulüpler de doğru sponsor ve doğru yapılanma ile Banvit örneğini çoğaltırlar. Basketbolumuzun buna çok ihtiyacı var.’’