BSL : ''#TBT Kupaya giden uzun yol: Banvit.''
BSL : ''#TBT Kupaya giden uzun yol: Banvit.''

Bu haftaki #TBT köşemizde, geçtiğimiz Pazar günü İntegral Forex Türkiye Kupası’nı kazanarak tarihi bir başarıya imza atan Banvit’in bir müessese takımından bir kentin takımı oluşuna ve ülkeye mal olan serüvenine bakacağız.

Bu yıl İntegral Forex sponsorluğunda 33'üncüsü düzenlenen Türkiye Kupası'nda ipi göğüsleyerek taraftarını sevince boğan Banvit, adını Türk Basketbol Tarihi'ne altın harflerle yazdırmayı başardı. Baş Antrenör Saso Filipovski yönetiminde art arda Beşiktaş Sompo Japan, Galatasaray Odeabank ve Anadolu Efes'i saf dışı bırakarak kupaya uzanan Bandırma ekibi, tarihinin ilk kupa zaferine uzun ve heyecanlı bir yolculuğun sonunda ulaşmayı başardı. İşte Turuncu-Beyazlı ekibin kuruluşundan bugüne kısa bir öyküsü:

Bandırma Vapuru Yine Umut Taşıyor.

Bir milletin yeniden doğuşunu simgeleyen Bandırma Vapuru, 1919 yılında Samsun’a Mustafa Kemal’i, bir milletin umudunu, ulaştırmıştı. Banvit Basketbol Kulübü de bundan 23 yıl önce Bandırma’dan yola çıkmış, emin adımlarla ilerlediği yolda bir ilçenin sevinci ve umudu olmayı başararak tüm ülke sathına yayılan bir başarı hikayesi yazdı. 1994 yılında Balıkesir’in sahil ilçesi olan Bandırma’da kurularak uzun yıllar mahalli liglerde mücadele ettikten sonra milenyum ile birlikte vites yükselterek 2004 yılında Birinci Lige kadar ulaşan bir yükseliş göstermiştir. 1994 yılından 1998 yılına kadar, fabrika içinde yapılan tesislerde fabrika çalışanlarının yönettiği ve oynadığı bir takım olan Banvit, 1998-2001 yılları arasında Bölgesel Ligde mücadele ederek dışa açılmaya başlamıştır. 2001 yılından 2004 yılına kadar TB2L’de mücadele eden takım, 2003-04 sezonunda TB2L şampiyonu olarak Birinci Lige çıkmayı başardı.

Banvit’in Lige Isınması Uzun Sürmedi.

Birinci Lige çıktığı ilk sezonda önce Yücel Platin ile sezona başlayan ardından takımı Gencer Baytimur’a emanet eden Bandırma ekibi, sezonu Thomas Anthony Baldwin ile tamamladı. Bu antrenör değişiklikleri ve acemilik sonucu 2004-2005 sezonunu 11. Sırada tamamlayan Banvit ilk sezonunda play-off’un dışında kalsa da 2005-2006 sezonundan itibaren play-off’ların gediklisi haline gelen bir takım olacaktır. Aslen Amerikalı olan ancak Yeni Zelanda milli takımındaki başarıları sonrası bu ülkenin vatandaşlığını da alan Baldwin, nevi şahsına münhasır bir Koç olarak düşme hattında aldığı ligin çaylağı Banvit’i play-off yarı finaline taşımayı başaracaktı.

Triangle Offense’in kitabını yazan Tex Winter ve en başarılı uygulayıcısı Phil Jackson’dan sonra üçgen hücum şeklinde çevirebileceğimiz bu hücum setini takımlarına uygulatmaya çalışan Baldwin, üç saniye kuralının olmadığı dönemde boyalı alanı hem en iyi savunan hem de boyalı alandan en çok sayı bulan bir takım yarattı. Baldwin, taktiksel yeniliklerin yanında takıma sevgi ve hoşgörü aşılayan pozitif bir yapısı vardı. Baldwin’in takım ruhunu ön plana çıkarması ve sahada sonuna kadar mücadele eden, takım olarak bir arada hareket eden ve yere düşen her rakibe el uzatan centilmen bir takım yaratması, birçok centilmenlik ödülü almış Bandırma seyircisi tarafından da çok sevilince bir ilçeyi saracak basketbol ateşi yanmaya başladı. Banvit 2005-2006 sezonunu, play-off yarı finalinde dönemin güçlü takımı Ülkerspor’a kaybederek kapatsa da hep bu seviyelerde kalacağının sinyallerini vermiş ve en iyi çıkış yapan takım ödülünü de fazlasıyla hak etmişti.

İlk Türkiye Kupası Finali.

Baldwin ile anlaşmazlık yaşayan Banvit, 2006-2007 sezonuna Mete Babaoğlu ile anlaşarak başlar. Takımın genel menajerliğine de son iki sezonda takımın kaptanlığını yaptıktan sonra jübile yapan Turgay Çataloluk getirilir. 2007 Şubat’ında Mete Babaoğlu’nun istifası sonrası takımın başına Selçuk Ernak getirilir. 2007 Nisan ayında Antalya’da düzenlenen 22. Türkiye Kupası’nda finale çıkma başarısı gösteren Bandırma ekibi, finalde Efes Pilsen’e 73-59 kaybederek çok yaklaştığı kupaya ulaşamamıştır. Aynı sezon play-off’larda da yine Efes Pilsen’e çeyrek finalde elenen Banvit, sonunu getiremese de önemli tecrübeler kazandığı bir sezonu geride bırakmıştı. Kara Ali Acar Spor Salonu’nda küfre müsamaha göstermeyen Banvit taraftarı, 2006-2007 sezonunda en centilmen taraftarı ödülüne layık görülmüştü.

2007-2008 sezonunu 8. bitirerek play-off’a kalma serisini sürdüren Banvit, play-off çeyrek finalinde Beşiktaş’a elendi. 2008-2009 sezonunda ise Banvit, normal sezonu 12. sırada bitirerek play-off dışında kalınca sezon sonunda Selçuk Ernak’ın yerine Orhun Ene ile anlaşıldı.

Orhun Ene Önderliğinde İstikrarlı Yıllar.

2009-2010 sezonu öncesi, A Milli Basketbol takımının da yardımcı antrenörü olan Orhun Ene ile 3 yıllık bir anlaşma yapılır. Orhun Ene ilk sezonunda ligi 3. bitirir ve play-off çeyrek finalinde Pınar Karşıyaka’yı eler ancak yarı finalde Fenerbahçe’ye elenir. 2010-2011 sezonunda ise normal sezon derecesini bir sıra yükselterek ligi 2. bitiren Ene’nin öğrencileri, play-off ilk turunda Olin Edirne’yi geçmeyi başarsa da bu kez Galatasaray’a kaybederek finalin kapısından dönmüştü.

Banvit Tarihinde İkinci Kez Türkiye Kupası Finalinde.

2011-2012 sezonunda da istikrarlı çizgisini sürdüren turuncu-yeşilliler öncelikle Konya’da düzenlenen Türkiye Kupası finallerinde Beşiktaş ile finalde karşılaştı. İki takımın da müzesinde Türkiye Kupası yoktu Banvit daha önce bir kez, Beşiktaş da iki kez finalde kaybetmişti. Selçuklu Belediyesi Spor Salonu’nda büyük çekişmeye sahne olan finalde 78-74 kazanan ve ilk Türkiye Kupası’nı müzesine götüren taraf Beşiktaş oldu. Banvit ligde ise, normal sezonu Galatasaray’ın ardından 2. sırada bitirmiş ancak Orhun Ene antrenörlüğünde üst üste üçüncü kez yarı finalde play-off’lara veda etmekten kurtulamamıştır. Efes ile çok çekişmeli bir seri oynayan Banvit serinin kader maçı olan 5. M-maçta Bandırma’da 72-77 mağlup olarak final hedefini bir yıl daha ertelemek zorunda kalmıştır. Eurocup’ta son 16’ya kalma başarısı gösteren takım, Avrupa’da da ülkemizi başarıyla temsil ediyordu.

Yıllardır Beklenen Play-off Finali.

2012-2013 sezonu öncesi Orhun Ene’nin sözleşmesini 2 yıl daha uzatan Banvit’te hedefler büyüktü. Üçüncü sıradan girdiği play-off’ta önce Beşiktaş’ı ardından Efes’i eleyen Ege temsilcisi, yıllardır kapısından döndüğü finale ulaşmıştı. Sezonu 1. bitiren Galatasaray, saha avantajını iyi değerlendirerek ilk iki maçı kazandı. Banvit, Bandırma’da oynanan iki maçı kazanarak seriyi eşitlese de 23 yıldır şampiyonluğa hasret olan Galatasaray taraftarı 5. maçta Abdi İpekçi’yi cehenneme çevirmişti. Baştan sona Galatasaray’ın üstünlüğüyle geçen maçı 76-58 kaybeden Banvit şampiyonluğu rakibine kaptırdı. Aynı sezon Eurocup’ta da son 16’ya kalarak geçen yılki başarısını tekrar eden Bandırma ekibi iyi yoldaydı.

Dört Yıllık Orhun Ene Döneminden Sonra Banvit Itoudis’e Emanet.

Orhun Ene ile geçen başarılı 4 yılın ardından bir kan değişikliğine giden Banvit, takımı Dimitrios Itoudis’e emanet eder. Itoudis ile bir yılı opsiyonlu olmak üzere üç yıllık sözleşme imzalayan Banvit, 2013-2014 sezonunda normal sezonu sadece iki mağlubiyet alarak lider bitirir. Kara Ali Acar Spor Salonu’nu kale haline getiren Banvit normal sezonda içerdeki tüm maçlardan galip ayrılır. Play-off yarı final ilk maçında Galatasaray’a 57-67’lik skorla kaybedilen maç bu sezon iç sahada alınan tek mağlubiyettir ancak saha avantajının rakibe geçmesine ve daha sonra elenmeye sebep olmuştur. Yunan Koç Itoudis Banvit’teki başarısıyla CSKA Moskova’nın dikkatini çekmiş ve oradan gelen teklif sonrası Banvit kulübünün de izin vermesiyle takımdan ayrılmıştır.

2014-2015 sezonuna Boşnak Koç Zoran Lukic ile başlayan Banvit, üst üste gelen kötü sonuçların ardından 19. Haftada Lukic ile yollarını ayırarak yıllar sonra takımı bir kez daha Selçuk Ernak’a emanet eder. Selçuk Ernak yönetiminde kulüp tarihinin en büyük başarısına ulaşan Banvit, Eurocup’ta yarı final oynama başarısı gösterdi. Yarı final ilk maçında Rus temsilcisi Khimki’yi sahasında 83-82 yense de Rusya’daki rövanşı 93-89 kaybeden Banvit, finali kıl payı kaçırmıştı. Ligde ise işler yolunda gitmiyordu. Normal sezonu 5. sırada bitirerek kaldığı play-off’larda, sezonu şampiyon tamamlayacak olan, Pınar Karşıyaka’ya kaybederek çeyrek finalde elendi. 2015-2016 sezonunda Eurocup’ta son 16 takım arasına kalmayı başaran Banvit, İtalyan Milano takımına elendi. Bursa’da düzenlenen Türkiye Kupası finallerinde, çeyrek finalde Slaughter’in son saniye basketiyle Galatasaray’ı eleyen yeşil-turunculular, yarı finalde Darüşşafaka Doğuş’a 76-74 kaybederek elendi. Basketbol Süper Ligi’nde ise normal sezonu 5. Sırada bitiren Banvit, play-off çeyrek final turunda yine Darüşşafaka Doğuş’a iki maçı da kaybederek elendi.

Banvit… Bir Basketbol Takımından Daha Fazlası…

Banvit bir basketbol takımı olmanın ötesinde, gençlere yönelik girişimleriyle onların bedensel ve ruhsal gelişimlerine olduğu kadar sosyal gelişimlerine de olumlu katkılar sağlamaktadır. Bandırma’da birçok kişinin hayatına dokunan Banvit, ilçenin de kaderini değiştirmiştir. Bandırma'daki sosyal ve ekonomik yaşamın canlanmasında ve ilçenin, yurt çapında ve Avrupa kupası maçları ile yurt dışında da tanınmasında önemli katkılar sağlamaktadır. Bandırma ve çevresinde yaşayan gençleri spora teşvik etmek amacıyla bölgede bulunan ilçelere, açık ve modern basketbol sahaları kazandıran Banvit, yaz aylarında düzenlemekte olduğu sokak basketbolu turnuvalarıyla yüzlerce amatöre spor yapma olanağı sunmanın yanı sıra altyapı takımlarının elde ettiği başarılarla da Türk Basketbolunun geleceği için önemli adımlar atmaktadır. TBL’de mücadele eden Bandırma Kırmızı isimli pilot takımında tamamen genç oyunculara şans veren takımın geleceği de emin ellerde.

Yeni Koç, Yeni Oyuncular, Hep Taze Umutlar…

Banvit, bu sezon öncesinde Selçuk Ernak’tan boşalan başantrenörlük görevine Sloven Koç Sasa Filipovski’yi getirdi. Filipovski’nin yardımcılıklarına ise; Rüçhan Tamsöz, Boban Mitev ve Banvit’in eski kaptanlarından Miroslav Radosevic getirildi. Türkiye’de ilk defa bir takım çalıştıran Filipovski, 1974 yılında Polonya’da doğmuş, antrenörlük hayatına 1998 yılında Union Olimpija Ljubljana’da yardımcı antrenör olarak başlamış, 5 sezon yardımcı antrenör olarak görev aldığı kulüpte 2003 yılında başantrenörlüğe getirilmişti. Saso Filipovski 3 sezon boyunca bu takımı çalıştırdı. 2003-2004 sezonunda Union Olimpija Ljubljana takımı ile Slovenya Süper Kupası’nı kazanan Filipovski ayrıca 2004 - 2005 sezonunda Slovenya Basketbol Ligi’ni de şampiyon olarak bitirdi. 2006 - 2007 sezonunun başında Polonya Basketbol Ligi takımlarından Turow Zgorzelec takımının başına geçen Filipovski, üç sezon da burada kaldı. Turow takımı ile beraber başarılar yakalayan Sloven koç 2011 - 2012 sezonunda antrenörlük hayatına başladığı Union Olimpija Ljubljana’ya başantrenör olarak geri döndü. Union Olimpija Ljubljana ile Slovenya Kupası’nı üst üste 2 defaez kazanma başarısı gösteren Filipovski, 2014 - 2015 sezonunda Polonya Basketbol Ligi takımlarından Stelmet Zielona Gora’nın başına geçti. Zieolana Gora takımı ile beraber 2 sezon geçiren Filipovski üst üste iki kez Polonya Ligi şampiyonluğu, bir kez Polonya Kupası şampiyonluğu ve bir kez de Polonya Süper Kupası şampiyonluğu yaşadı. İki ülkede çalıştırdığı üç takımlık kariyerinde; 5 kez Slovenya Ligi şampiyonluğu, 9 kez Slovenya Kupası şampiyonluğu, 1 Adriyatik Ligi şampiyonluğu, 1 Slovenya Süper Kupası şampiyonluğu, 2 Polonya Ligi şampiyonluğu, 1 Polonya Kupası şampiyonluğu ve 1 kez de Polonya Süper Kupası şampiyonluğu bulunan Saso Filipovski parlak bir kariyere sahipti. Ülkemizde çok tanınmayan Koç, tamamen yeni oyunculardan kurulu Türk basketbol severler tarafından kapalı kutu olarak görülen bir kadro kuracaktı.

Bu sezon basketbol takımında yeni bir yapılanmaya giden Banvit, 2016 - 2017 sezonuna kadrosunda da büyük değişiklikler yaparak girdi. Geçtiğimiz sezon Torku Konyaspor’da oynayan Merthan Mutlu ve Doğukan Sönmez, Lietuvos Rytas takımında oynayan Litvanya’lı oyuncu Gediminas Orelik, Avtodor takımından Amerika’lı oyuncu Jeremy Chappell, Partizan’dan Slovenya’lı oyuncu Edo Muric, Trabzonspor Medical Park takımında oynayan Polonya’lı oyuncu Damian Kulig, Almanya 1. Lig takımlarından Fraport Skyliners Frankfurt takımında oynayan Amerikalı oyun kurucu Jordan Theodore Banvit’in yeni sezon öncesi transfer edilen oyuncuları oldu. Takımı birkaç oyuncu dışında tamamen yenileyen Banvit, sezon içinde de Anadolu Efes ile bir takas gerçekleştirerek Can Maxim Mutaf karşılığında Furkan Korkmaz’ı kadrosuna kattı. Banvit sezona başlarken yeni Koç ve yeni kadrosu ile ne yapacağı merak konusu olan bir takımdı. Sezona 7’de7 ile başlaması birçok kişiyi şaşırtmıştı. Üstelik ilk üç maç; Pınar Karşıyaka, Darüşşafaka Doğuş ve Galatasaray Odeabank gibi zorlu rakiplere karşıydı. Peki nasıl olmuştu da yeni kurulan bir takım uyum sürecini bu kadar çabuk geçip başarılı bir başlangıç yapmıştı. Bunun sırrı, Banvit’in yıllardır süregelen kulüp geleneğinde gizliydi. Başkan Özkan Kılıç’tan masör Cem Şahin’e, Genel Menajer Turgay Zeytingöz’den takım doktoru Müjdat Enginsu’ya, malzeme sorumlusu Eyüp Öztürk’ten Sportif Direktör Turgay Çataloluk’a kadar herkes, bir kulüpten ziyade bir aile ortamı içinde birbirine bağlıydı. Bu aile ortamı ve istikrarlı yapı içerisinde isimler değişse de yeni gelenlerin adaptasyon süreci çok uzun sürmüyordu. Saso Filipovski böyle bir ortamda takımın tüm parçalarını özenle seçmiş ve iyi bir takım kimyası yakalamıştı.

'No Theodore No Party'

Banvit Kulübü tarihinde; Miroslav Radosevic, Ersin Görkem, Marque Perry, Kenny Adeleke, Joe Crispin, Lance Williams , Chuck Davis, Keith Simmons, E.J. Rowland, Sammy Mejia, Adrien Moerman gibi çok önemli oyuncuları kadrosunda barındırmış bir takımdı. 2016-2017 sezonunda takımın guard pozisyonuna Türkiye’de pek de iyi hatıraları olmayan Jordan Theodore transfer edildi. 2012-2014 yıllarında Türkiye’de önce Antalya BŞB ile sonra da Mersin BŞB ile küme düşen Theodore’a direksiyonu vermek cesur bir karardı. Seton Hall Koleji çıkışlı ve Nba tarafından draft edilmeyen Amerikalı oyun kurucu, Türkiye’deki küme düşme maceralarının ardından bir kez de Fransa’nın Bourge takımıyla küme düştü. “Underrated” bir oyuncu olduğunu 2015-2016 sezonunda Frankfurt’ta sergilediği performansla kanıtlayan Theodore, takımıyla EuroCup şampiyonluğuna ulaşmış, Almanya Ligi BBL’de yarı final oynamış ve ligin gümüş karmasına seçilmişti. Banvit’e bu apoletlerle transfer olan Amerikalı oyuncu ilk lig maçında Pınar Karşıyaka’ya karşı 15 sayı, 12 asistlik performansıyla double-double yapmış ve galibiyetin mimarı olmuştu. Bu maçın ardından, önce Darüşşafaka maçında 32 sayı, 6 asist ve Galatasaray’a karşı 34 sayı, 9 asistlik performansları onun daha sezon başında takımın tarihine geçmesini sağlıyordu. Banvit ligdeki ilk yenilgisini de takımın lideri Theodore’un sakatlığından dolayı oynayamadığı Gaziantep deplasmanında aldı. Bu sezon sadece bir maç kaçıran Theodore, 20,1 sayı ortalamasıyla hem Banvit’in hem de ligin sayı kralı konumunda. Üç maçta çift haneli sayılarına çift haneli asistler ekleyerek double-double yapan yıldız oyuncu, takımını da iyi yönlendiren, iyi bir servisçi aynı zamanda. Maç başına ortalama 33 dakika45 saniye süre alan Theodore, bu alanda da takımın lideri. Theodore’un en büyük destekçileri; 14,2 sayı ve 5,72 ribaund (takım lideri) ortalamasıyla Orelik, Jeremy Chappell, Gasper Vidmar, Kulig ve Muric.

Yıllardır Beklenen Zafer.

Bandırma ekibi Banvit, yıllardır ligde, Avrupa’da ve Türkiye Kupası’nda önemli dereceler elde etmiş ancak hep yarı finallerden, finallerden dönmüş bir türlü kupaya uzanamamıştı. Basketbol Süper Ligi’nde play-off finaline çıkmış ancak 5. maçta Galatasaray’a kaybederek ikincilikle yetinmiş, EuroCup yarı finalinde dramatik bir sonuçla elenip finalin kapısından dönmüş Banvit’in en çok yaklaştığı kupa ise daha önce iki kez final oynadığı Türkiye Kupası’ydı. 2007’de Antalya’da Efes Pilsen’e, 2012’de Konya’da Beşiktaş’a finalde kaybeden Banvit, bu sezon şeytanın bacağını kırarak tarihinde ilk kez Türkiye Kupası’nı kazandı. Çeyrek finalde Beşiktaş Sompo Japan’ı 66-57, yarı finalde Galatasaray Odeabank’ı 71-68 ve finalde Anadolu Efes’i 75-66 yenerek kupaya uzanan Banvit’te, kupada yakaladığı 19,6 sayı ortalamasıyla en değerli oyuncu olan Jordan Theodore ‘MVP’ ödülünü kazandı. Ankara’nın ev sahipliğinde gerçekleştirilen İntegral Forex Türkiye Kupası’nın finalinde, daha önce Banvit’in kaybettiği iki finalde de baş hakem olarak çıkan, Mehmet Keseratar’ın tekrar yer alması da ilginç bir tesadüf oldu. Ankara Spor Salonu’nda oynanan mücadelelerde Banvit, dört Euroleague takımını (ikisini bizzat olmak üzere) geride bırakarak İntegral Forex Türkiye Kupası’nı müzesine götüren taraf oldu. Avrupa’nın büyük liglerinde Euroleague takımlarının ambargo koyduğu ülke kupalarında Banvit, bu ambargoyu da kıran takım oldu. Banvit Başantrenörü Sasa Filipovski, “Herkesin bir rüyası olmalı. Biz rüyamızı gerçekleştirdik ama sadece bir rüya olmaz her zaman bir rüya olmalı” diyordu bu zaferin ardından. Evet mütevazı bütçelerle, büyük başarıların rüyasını kuran bir ilçe takımı bir rüyasını gerçekleştirdi. Freud, rüyanın ‘bir arzunun gerçekleşmesi’ anlamına geldiğini söylüyor. Sıradaki rüya lig şampiyonluğu, Freud ne kadar haklı… bakalım sezon sonunda hep beraber göreceğiz.